Simyacı - Paulo Coelho

Simyacı (Paulo Coelho) Kitap Yorumu

Orijinal Adı: O Alqumista

Yazarı: Paulo Coelho

Basım Tarihi: 1988

Sayfa Sayısı: 184

Türü: Fantastik, Macera, Dram

Kişisel Puanım: 9/10

Önemli Not: Spoiler vermemeye çalıştım ama verdiğim kısımlar oldu. Bunu göze alarak okumanızı tavsiye ederim.



"Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor." (27)


Cesaret ve umut, hayalleri yaşamak için gereken erdemlerden iki tanesidir. Umut eden insan karamsar bakmaz, olumsuz düşüncelere kapılmaz. Olumsuz düşüncelere kapılmayan bir insan ise gerekli cesareti gösterecek güce sahip olur. Simyacı'yı okuduktan sonra ilk olarak bunu fark ettim. 


Kitap, oldukça yalın bir dil kullanılarak yazılmış. Ben kişisel olarak basit anlatımları ve derin anlamları tercih ettiğim için bu bana olumsuz bir özellik gibi gelmedi. Aksine bu yönüne bayıldığımı söyleyebilirim. Çoğu cümle göründüğünün ötesinde anlamlar içeriyordu. Hatta bazı cümlelerden yapılan çıkarımlar, kişiden kişiye değişecek kadar derindi. 


"Basit şeyler, en olağanüstü şeylerdir…" (30)


İnsanların farklılıklarına rağmen yakın olmaları, birbirlerine destek vermeleri sevdiğim bir başka şey oldu. Elbette başta durum bu şekilde değildi. Santiago, olaylar eşliğinde karakter gelişimi yaşayarak ayrılıkçı düşüncelerini bırakmaya başladı. Bana göre bu insanların yakınlığını daha gerçekçi kılmıştı. En başta iki taraf da önyargılara sahip olmasaydı hayalperestlikten başka bir şey olmazdı. Zira insanlar, az veya çok önyargılara sahiptir.


"Çünkü kristaller kirliydi. Ve ikimizin de kafamızdaki kötü düşünceleri temizlememiz gerekiyordu." (63)


Santiago'nun korkusuna rağmen tüm varlığını geride bırakması beni etkiledi. Çünkü günlük hayatımızda aynı durumları yaşayan bizler için örnek teşkil eden bir cesaret gösterisiydi. Kıyıda durup denize hayranlık duymak ama boğulma korkusuyla geride durmak... İşte bizi konfor alanımızda tutan şey bu. Bu nedenle Santiago bana cesaret verdi.


"İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği sırada hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu." (84)


İnsanı insan yapan duygular ve istekler, yalın bir dil ile inanılmaz anlamlı işlenmişti. Ancak aşk unsuru, zorla eklenmeye çalışılmış bir yapboz parçası gibiydi. Beğenmediğim ve yapay bulduğum bir bölüm oldu. 


Fantastik sahneler, anın parçaları gibi süslemeden anlatılmıştı. Sanki olması gereken, doğal bir olay yaşanıyordu. Çoğu zaman okurken fantastik bir sahne olduğunu anlayamıyordum bile. Sadece birkaç sahne, gerçekten parlak bir üslupla ele alınmıştı. Ki bu sahnelere bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim.


"Bunun üzerine delikanlı, her şeyi yazmış olan El'e doğru döndü. Ve daha ağzını açıp tek sözcük söylemeden, evrenin sessizleştiğini ve hep böyle sessiz kalacağını hissetti." (165)


Son kısımda farkındalığın bir ampul gibi aydınlandığı anda, tüylerim diken diken oldu. Düşündüm ki bazen gerçekten önümüzdeki hazinelere kör oluyoruz. Bir hazinenin umuduyla çalışıp dururken o kadar kendimizi kaybediyoruz ki hazine görünmez oluyor. Kurduğum bu bağlantı sayesinde sahne beni derinden etkiledi. 


"Kim ve ne olursa olsun, yeryüzünde her insan, her zaman, dünya tarihinde başrolü oynar. Ve doğal olarak o bilmez bunu." (173)


Hazinenin gerçek bir hazine olması benim için kötü değildi. Belki manevi bir şeyler kitabı daha iyi tanımlardı ama somut bir hazinenin kötü olduğunu hiç düşünmedim. Sonuçta biz insanlar, somut şeyleri her zaman daha iyi anlamışızdır. Gündelik hayatımızda koyduğumuz hedefler ve ödüller de hâliyle buna uygun olur. En başında yola somut hazineyi bulma umuduyla çıkan Santiago, sonunda da hedeflediği somut hazineye kavuşmuş oldu. Manevi bir hedefi olmayan insan, manevi bir ödül kazansaydı ödül onun için ödül olmayabilirdi.


"İnsan, hayaline yaklaştıkça, Kişisel Menkıbe daha çok gerçek yaşama nedeni oluyor." (88)


Simyacı, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi eserinde geçen Definesini Arayan Adam hikâyesinden esinlenerek kaleme alınmıştır. Yazar bir konuşmasında buna değinmiştir. Hikayeyi okumuş biri olarak ana hatlarının ve mesajının Simyacı'ya aktarıldığını söyleyebilirim. Ancak düşünürsek Simyacı, 184 sayfalık bir kitap. Yani arada işlenen olaylar, kişiler, ilişkiler ve mesajlar yazara ait. Ayrıca kişisel fikrim, esinlenmenin kötü olmadığı yönünde. Çünkü Mesnevi bilinse de çoğu kişinin okumadığı bir eser. Simyacı ise hem bilinen hem de okunan bir kitap. Hâliyle Mesnevi'nin kıymetini dünyaya yansıtan bir ayna olmuş Simyacı. 


Genel olarak kitabı sevdim ve kendi hayatım için fazlasıyla ders çıkardım. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Suyumuz Tükeniyor: Evde Değil, Tarlada Kaybediyoruz